• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • http://www.facebook.com/

Etiler Mahallesi (Since 1950)

...

LEVEND

     Osmanlı İmparatorluğu’nda denizci askerlere levend denilirdi.

Osmanlı toplumsal yapısı içinde; gösterdikleri başarılara rağmen, zamanla imparatorluğun girdiği çöküş süreci içinde, giderek sorun olmaya başlayan levendler 18nci yüzyılda İstanbul şehrinin yozlaşan yaşamının somut görüntülerini oluşturuyordu. Savaşlar dışında, işsiz olan bu kesim, ordu düzeninin bozulmasıyla çapulculuğa yönelmişti.

18. yüzyılda, İstanbul vilayetinin kuzeyindeki köylere (Büyükdere Köyü, Tarabya Köyü, Belgrad Köyü) ve su bendlerine ulaşan (Bu günkü Büyükdere caddesi boyunca) bir toprak köy yolu vardı ve bu yolun adı Büyükdere ve Mesaria (Sarıyer) Rum Köylerine gittiği için Büyükdere Yolu’ydu. Kuzeye doğru uzanan bu yolun doğusundaki platoda vadiler Boğaz’a kadar uzanan ıssız ormanla kaplıydı. Bu ormanın Büyükdere yolu kenarında bir hayvan çiftliği vardı.

3. Selim, Nizam-ı Cedid düzenlemeleri doğrultusunda, levendleri kentin dışındaki bu çiftliğin yanında inşa edilen kışla kompleksinde toplamaya ve eğitmeye karar verdi.


               Zamanla Levend kışlasının askeri fonksiyonu kaybolmuş ve bu geniş arazi, yakınındaki Zincirlikuyu ve Balmumcu çiftlikleri gibi ziraat amaçlı kullanılmaya başlanmıştır.

Sonrasında kışla ve çiftlikten başka bir şey olmayan Boğaz’a kadar uzanan bu büyük alan ağaç kesimleri ve orman yangınları nedeniyle kısa sürede çorak plato ve vadilerden oluşan ıssız bir bölgeye dönüştü. Boğaz rüzgarları artık ormansız kalan bu arazileri sert rüzgarlarıyla daha da bozkır haline getirdi, İstanbullular tarafından istenmeyen, kurtların indiği bir yer olarak anıldı.

18. yüzyıl sonlarında, bu bölge, 1. Abdülhamid tarafından, artık donanması bir işe yaramayan, savaşa bile gidemeyen, girdiği savaşlarda hep esir düşen güçsüzleşmiş Osmanlı donanmasının artık bir nevi işsiz kalan Kaptan-ı Deryası Cezayirli Hasan Paşa’ya (Cezayirli olmasına rağmen aslen bir Kafkas Azeri) irat edildi.

Bir Osmanlı Deniz subayı yani bir levend olan Kaptan-ı Derya Hasan Paşa’dan dolayı, yöreye halk arasında Levend denilmeye başlandı. Cumhuriyet dönemine kadarbu nedenlerden dolayı üç değişik isimle anılmıştı. Levend Çiftliği, Levend Kışlası ya da sadece Levend.

 

 

 

“1940’lara kadar İstanbul’un en kuzey sınırındaki semti Şişli’ydi”

Şişli’nin kuzeyinde Mecidiye Köyü bulunuyordu. Levend Çiftliği ve rüzgarlı Etiler Ulus bozkır platoları, Mecidiye Köyü’ne bağlı bir mezra statüsündeydi.

Cumhuriyetin ilanından sonra Levent Çiftliği, İstanbul Belediyesi’nin mülküne geçmiştir. 2nci Dünya Savaşı sonrasında görülen konut sıkıntısı üzerine, birçok şehirde olduğu gibi İstanbul’da da toplu konut projelerine başlanmıştır; bu proje kapsamında 1947’de Levent Çiftliği üzerinde Emlak Kredi Bankası’nın toplu konutları inşaa edilmiştir.


Bugünkü Levent semtinin çekirdeğini oluşturan Levent’in ilk kısım evlerinin yapımına, Emlak Kredi Bankası’nın toplu konut projeleri çerçevesinde 1947 yılında başlanmış, birinci mahalle 1950’de bitirilmiştir.


                                 Levend Villaları (1950)

Belediyenin bu bölgeye konut yapma planı ilk ortaya çıktığında halktan tepki çekmişti, İstanbul içinde bir çok boş arazi varken neden ıssız, kurtların indiği, kuzey rüzgarlarına açık Leven bölgesinde bu konutlar yapılıyor, insanlar niye o kadar uzakta yaşasın ki, diye tepkiler çekmişti.


                        Levent Kavşağı 1950 'ler

1940 ların sonunda ortalama memur maaşının 500 lira olduğu bir dönemde, burada konut fiyatları, (20 yıllık faizlerle) 14.000 ile 60.000 lira civarındaydı. Levend, kent merkezine görece uzaklığına karşın uzunca bir dönem orta sınıflara ve memurlara ev sahipliği yaptı. Daha sonraları, ikinci, üçüncü ve dördüncü mahalleler ile sürdürülen Levent projesi, 1960’da tamamlandı.


Cumhuriyet döneminin modern kent yaşamı için oluşturduğu bir kaç örnekten (örneğin, bir diğeri; Ankara’da Saraçoğlu mahallesidir) biri olan Levent, aynı zamanda artık yetişkin olan yaklaşık 30.000 dikilen ağaç ile de döneminde çok ilerici bir ekolojik projedir. Aynı nedenle de bugün İstanbul Metropolü çapında bir yeşil alan, bir “bahçe-şehir”dir.





 

                               Bebek yokuşu 1940'lar

Levent içinde bomboş rüzgarlı bir plato olan Etiler ise adını bir yapı kooperatifinden aldı. 1950’lerin başında bu bozkır araziye 192 villa yapımı için Etibank’ın ortaklığıyla bir Etiler Yapı Kooperatifi kuruldu ve 1954’de konutların yapımına başlandı. Semtin adı da bu yapı kooperatifinden kaldı. Etiler’in isim babası Etibank’ın isminin kaynağı, Cumhuriyet döneminde Anadolu medeniyetlerden isimlerin kamu kuruluşlarına verilmesidir. Etibank, Sümerbank gibi isimler bunlara örnektir. Daha sonraları büyüyen Etiler’e eklenen yeni mahalleye Akatlar isminin verilmesi de bu gelenekten dolayıdır.

 

 

 


ETİLER DOĞUYOR

1947'de inşaatına başlanıp 1950'de yerleşime açılan 1. Levent'ten sonra o zamanlar bomboş olan bu bölgedeki ikinci toplu konut girişimidir.

Etibank'ın ortaklığı Etiler Yapı Kooperatifi'nin 192 villalık inşaatı 1954'te başlamıştır. Etiler Mahallesi, adını burada ilk villaları yaptıran yapı kooperatifinden almıştır.

İstanbul'un son 50 yıllık kentsel yayılma ve değişmesini en iyi özetleyebilecek yerleşmelerden biridir. Etiler'de ilk konutlar yapılmaya başlandığında o zamanlar kent dışında son derece sakin bir toplu konut yerleşimi olan Levent'in güney sınırını çizen Nisbetiye Yolu'nun çevresi, bütünüyle tarlalar, kırlar, yeşil tepelerle kaplıydı.


                                          Nisbetiye Çiftliği

Levent'in güneydoğu sınırındaki son ev ile bugünkü Ata İlkokulu noktasından başlayan Etiler villaları arasında bir Jandarma noktası ve bir sütçü kulübesi hariç hiçbir yerleşme yoktu.


 Etiler evlerini yapan Etiler Yapı Kooperatifi'nin üyelerinin önemli bir bölümü Demokrat Parti ileri gelenleriydi.

 
                                             Bebek sırtları 1970'ler

1960'lardan itibaren Bebek sırtlarında, yeşillikler ve korular arasındaki bu ilk evlerin çevresinde, Nisbetiye Caddesi'nin iki yanında ve Etiler evlerinin arkasında, bir de Küçükbebek sırtlarındaki eski Nisbetiye Kasrı'nın bulunduğu Çamlık'ta özel kişiler ve kooperatiflerce çok katlı ve çok daireli apartmanlar kurulmaya başlandı.

1960 sonlarına gelindiğinde, Nisbetiye Caddesi'nin, 1. Levent'in bittiği kesiminden başlayarak iki yanı, güneyde Arnavutköy dere vadisine doğru Petrol Sitesi, SSK evleri vb sitelerle, kuzey kesimi ise Etiler'e doğru o dönemin gökdelenleri sayılabilecek 10-12 katlı lüks apartmanlarla dolmaktaydı.


                                               Levend Nisbetiye Caddesi

Aynı dönemde Etiler semti, kuzeye ve doğuya doğru yeni evler, apartmanlar ve sitelerle gelişiyordu. Etiler'in kendisine eklenen yeni konut bölgeleriyle, Levent'ten Hisarüstü'ne kadar dört yönde aralıksız uzanan yoğun bir yerleşme bölgesi halini alması, 1970'lerin ortalarından sonra oldu ve semt 1980-1990 arasında bugünkü haline geldi.

Boğaziçi sırtlarının merkeze en yakın tepelerinden birinin üstündeki Etiler ve çevre yerleşmeleri 1980'lerde önce orta-üst ve üst gelir katmanlarının rağbet ettiği, seçkin sayılan bir konut bölgesi halinde gelişirken 1980 sonlarında, İstanbul'un gece hayatının önemli merkezlerini, lüks restoranları, şık dükkânları ve çoğu ithal mal satan mağazaları barındıran bir semt haline geldi.
  

                        Akmerkez İnşaa Edilmeden Önce ve Sonra

Nispetiye’nin kıyısındaki, büyük, boş toprak boşluğa da üzerinde boğaz manzaralı ofis, rezidans ve AVM kulelerinden oluşan Akmerkez sonraki tesislerin rol modeli olmuştur.

Burjuva hayatı, tıpkı  en başta Galata ve Pera’da şekillendiği gibi bu sefer de Boğaz’ın Ortaköy-Arnavutköy aralığındaki bu yamacıyla ardındaki boş düzlükte cereyan etti. Sahilde rekreasyon, yamaçta konut, tepesinde de iş ve ticaret.

 Eski eğlence ve boş zaman mekânı Boğaz’ın orta yeri. Yamacı seyrek, tenha ve özel. Tepedeki düzlük de işi, ticareti, alışverişiyle sıkışacak kamu hayatına yatkın.

Nispetiye’den devam edersek, sağlı sollu müstakil evleriyle Nispetiye’nin sükûnet içindeki caddesi, Bebek’ten çıkan dimdik yolla kesişip, Etiler çarşısı da olan Etiler son durağa haline geldi. Tam orada, sağ kolda hâlâ ayakta  bir röper, İş Bankası.

 

 

 



                                                    ÇAMLIK PARKI

Son durağın deniz tarafı Londra’nın mahalle parkı Square’lerini aratmayan bir lüks, belli belirsiz hafif bir tepe üzerinde çamlar,”Çamlık” deniyor o nedenle.

Ama artık anlamsız, çünkü bir site duruyor çamların yerinde. İstisnaya tahammül edilememiş belli ki, "Neden sadece oranın bir mahalle parkı olsun başka  yerde yokken?" refleksi ağır basmış.

 

 

BAHAR VE VENÜS PASTANELERİ

 70’lerin tatil günlerinde Çamlık’tan çıkıp, Nispetiye’den Akatlar’a doğru yürüyoruz. Akatlar’ın köşesindeki Çarşı durağında daha koca caddenin yegane işyeri olarak yeni açılmış Bahar pastanesinden kendimize ders çalışma mükâfatı, temiz hava, pasta, vs. alıp dönüyoruz.

Çamlık’ın Yılmaz Sanlı imzalı şık ikiz apartmanı; zamana damgalarını vurmuş mimarlar, Aydın Boysan, Hayati Tabanlıoğlu, Yılmaz Sanlı, Şaziment&Neşet Arolat’ı toplamış.

Öte yandan da sonraki kuşağı domine edecek, Burak Boysan, Murat Tabanlıoğlu, Suzan Sanlı ve Emre Arolat yetişiyor aynı çatı altında.

Etiler son durağındaki dükkânlardan hâlâ duran ve büyüyerek Amerika’daki sağlık dükkânları boyutlarına ulaşan Altuğ eczanesi, Nispetiye’nin Akmerkez sonrası kaderinin habercisi adeta, sınırsız büyüme ve değişme...

Bu arada Bahar’ın karşısına bir de rakip gelmişti bile: Venüs Pastanesi. 
Birkaç onyıl içinde nice fırtınaların kopacağı koca caddede karşılıklı iki pastane, sonunda da İş Bankası ve otobüs durağı, bir de büfe. 

Tabii ki üzerinde mahalle ve sınıf maçları da yapılan o devasa toprak boşluğa, 90’ların ortasında; sonrasının paradigmatik programıyla Akmerkez’in yapılmasıyla kaderi bir kez daha dönecek Nispetiye’nin.

                                               Etiler Lisesi

50’ler sonunda Levent mahallesi yapılırken “kurtların indiği” tevatürü dışında haberimiz bile olmayan bu gözlerden ırak semtin ve caddenin kaderi. Levent’teki bahçeli evlerin başına 80’lerle birlikte gelmeye başlayan şey; çok geçmeden bu caddenin iki yanındakilere de sirayet etmeye başladı.

                   Nisbetiye Caddesinde İşbankası Görülüyor (1970)

Cepheleri ve çatılarıyla da geometrik bir bütün halinde yeniden şekil verilecek nesneler olarak görülüp, sırayla tanınmayacak halde, yeni işyerlerine dönüştüler. Önce bankalar ve lokantalar, mobilyadan dondurmaya her şey, hatta bar ve kulüpler. Öyle ki, biz o bahçeli evlerin arasındaki tenha caddenin sonlarındaki pastanelere aheste gidip-gelirken doğmuş yeni burjuva kuşağı o günlerden 10-15 yıl sonra bu kulüp ve barlarda bağımsızlıklarını kazanıp yetişkinliğe adım attılar.

Artık o derin gölgeli balkon/teraslarıyla kolonyal çağrışımlı müstakil evlerden geriye kalan yegane iz emlakçılardaki "işyerine uygun terası kolonlu kiralık ev” ilanlarıydı. İşyeri yapılmak üzere sırayla kırılıp-dökülmüş mimari özellikler sonraki  işyerlerinin kirasını yükseltecek özelliğin tasvirine dönüşmüş olarak piyasa değeri karşılığıyla geri dönüyordu. Ama iş, banka/şirket, bar/kulüple de bitmedi. Akmerkez adeta bardaktan-boşalıp dışarı taştı. Ve Abdi İpekçi  Caddesinin bir ikizi burada oluştu. Nispetiye’nin farkı, apartmanların değil, iki katlı ev ölçeğinin arasında olmaktı… Değişmeye devam… İş ve ticaret merkezinin Beyoğlu yakasının ana arterlerine teğet; esasen içe dönük iskan semtleri olan Levent-Etiler’e sıkışıp kalmasının da bir sonu olacaktı elbet.  



  

Beşiktaş İskelesi

VE SONRA

Levent 1960’lar, özellikle de 1970’lerden sonra, çevresini kuşatan yüksek beton binalar arasında sıkışmış bir görünüme bürünmeye başlamıştır. Aynı dönemlerde çevrenin nüfusu hızla artmış, dört bir yanında kurulan gecekondu veya lüks site mahalleleriyle bütün Levent bölgesi kentle birleştiği gibi, Levent trafik açısından da İstanbul’un en yoğun bölgelerinden biri haline gelmiştir. 1980 sonrasında Levent Mahallesi, 1. Levent’den başlayarak konut bölgesi olma niteliğini de kaybetmeye başlamış, küçük villa tipi evlerin üstüne izinli bir kat ve kaçak katlar yapılarak, eski konutlar küçük şirketlerin idare merkezlerine, lokanta, kebapçı, diskotek, gece kulübü veya otomobil galerisine, ticarethane ve butiklere dönüşmüş; Levent, konut ağırlıklı olmaktan uzaklaşarak, ticaret ve eğlence ağırlıklı olmaya başlamıştır.(Kaynak: paylasmag.org)



                                Boğaziçi Köprüsünün İnşaatı (1970 Ler)

1.köprü semtleri

1. Köprü'nün bulunduğu alan olan, "Beşiktaş, Ortaköy, Arnavutköy ve Mecidiyeköy" bölgesinin 1946 yılındaki durumuna bakıldığında, pek çok farklılık görmek mümkün. 40'lı yıllarda kentin bu bölgesi henüz çok yapılaşmamış olup, kentin gelişme eğilimi daha çok kıyı tarafındaydı. Bölge, kıyıda yerleşmiş boğaz köyleri şeklinde uzanıyordu. Özellikle, Ortaköy, Arnavutköy şeklinde...

1946'dan 1966'ya gelindiğinde ise, kentin gelişme lekesinin bu bölgede kuzeye doğru ilerlediği ve Mecidiyeköy bölgesinin gelişmeye başladığı görülüyor. Yeni yol bağlantıları, konut alanlarını bu bölgeye çekmiş ve şehrin dokusu da değişti.

Boğaziçi Köprüsü yapımından sonra ise bölgenin formu yine değişti ve yoğunlaşmaya başladı. 1982 yılına ait hava fotoğrafına bakıldığında, köprü ayakları ve bağlantı yolları etrafında yeni gelişen konut alanları, Türkiye'de popüler olmaya başlayan toplu konutlarını rahatlıkla görebiliriz. Böylece bu bölge, yol bağlantıları çevresinde, konut, ticaret ve hizmet sektörlerinin yer seçtiği ve daha kuzeye gidildikçe yoğunluğun arttığı bir merkeze dönüştü.

Bölgeye günümüzde bakıldığında, yine yenilenen yol bağlantıları ve artık İstanbul'un 90'lardan sonra aldığı metropol tanımıyla, her yönde gelişip, yoğunlaşmış bir kent makroformu görmek mümkün. Bölgede, sadece Boğaziçi Üniversitesi ve Yıldız Parkı'nın bulunduğu alan yeşil alan olarak ayırt edilebiliyor. Geri kalan kısımda, özellikle Mecidiyeköy, Fulya ve Gayrettepe'de sıkışık kent dokusu ve Etiler Ulus bölgesinde üst gelir grubuna hitap eden korunaklı konut alanlar (gated communities) yer alıyor.

 

2.köprü semtleri

Etiler, Rumeli Hisarı ve Balta Limanı bölgesine, 1946 yılına ait hava fotoğrafından bakıldığında bölge için tamamen bom boş diyebiliriz. Sadece kıyıda, boğaz köyü niteliğindeki Rumeli Hisarı ilçesinde yerleşme çok seyrek de olsa görülebilir.

Bölgeye 1966 yılında bakıldığında ise, kıyıda doğu-batı yönünde ve kuzey yönünde konut alanlarının geliştiği görülüyor.

1982 yılında, bölgeye gelen yeni yol bağlantıları ve bu bölgenin önemli bir manzara noktası olmasından dolayı kuzey-güney yönünde gelişmenin arttığını, bölgede konut alanlarının yoğunlaştığı görülürken, kıyıda gelişme, yamaçların yukarısına doğru çıkmış...

Bölgeye günümüzde bakıldığında ise, 2. Köprü'nün yapımından sonra engellenemeyen gelişme bu bölgede de görülüyor. 2. Köprü ve bağlantı yolları atrafında konut alanları yer seçmiş. Bölge, İstanbul'un kuzeyinde olmasına rağmen, yeni gelen yol bağlantıları ve konumu açısından, bölge prestijli bir kimlik kazanmış ve bu alanda özel okullar ve üst gelir grubuna hitap eden konut alanları kurulmuş. 




                                                           Beşiktaş, Barbaros Bulvarının İnşaası (1950)

                                                  Barbaros Bulvarı İnşa ediliyor 





 

 

 

Etiler Mahallesi .Com

 

3190 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Saat
Takvim